Bir zamanlar, Iğdır'ın rüzgarlı sokaklarında, adı Şakir olan, oldukça unutkan bir bakkal yaşarmış. Şakir Amca'nın dükkanı her daim kahkaha sesleriyle yankılanır, çünkü Şakir Amca, yaptığı her işte bir aksilik çıkarırmış.
Bir gün, dükkana giren genç bir kadın, "Şakir Amca, bana bir kilo un, bir de ekmek verir misin?" demiş. Şakir Amca, her zamanki neşesiyle "Hemen kızım!" diyerek tezgaha dönmüş. Ancak o sırada aklına birden, "Ayşe Teyze'nin tarhana siparişi vardı!" diye gelmiş ve un çuvalını öylece bırakıp depoya koşmuş.
Genç kadın şaşkınlıkla beklerken, Şakir Amca depodan elinde bir demet maydanozla çıkagelmiş. "Buyur kızım, taptaze maydanoz!" diye uzatmış. Kadın gülmekten kendini alamamış: "Şakir Amca, ben un ve ekmek istemiştim!"
Şakir Amca kaşlarını çatmış, sanki ilk defa duyuyormuş gibi: "Aa, öyle miydi? Ben de neden tarhana kokusu alıyorum diyorum!"
Bir başka gün, Şakir Amca yeni aldığı cep telefonunu kullanmaya çalışıyormuş. Telefonu eline almış, çevirmeye çalışırken yanlışlıkla kendi dükkanının numarası aramış. Telefon çalmaya başlayınca telaşla etrafa bakmış: "Kim bu saatte arıyor yahu?" Kulağına götürmüş ve kendi sesiyle karşılaşınca donakalmış. "Alo... Alo... Kendim miyim ben şimdi?" diye fısıldamış.
Müşteriler kahkahalara boğulmuş, Şakir Amca ise telefonla bakışmaya devam etmiş. O günden sonra Şakir Amca, telefonunu sadece saat kaç diye bakmak için kullanmaya karar vermiş. Ama ne zaman baksın, mutlaka kendi sesli mesajına denk gelirmiş!
Şakir Amca'nın dükkanı, Iğdır'da sadece alışveriş yapılan bir yer değil, aynı zamanda günlük komedi gösterilerinin sahnelendiği bir tiyatro gibiydi. Herkes Şakir Amca'nın yeni maceralarını sabırsızlıkla bekler, onun tatlı unutkanlıklarına ve komik hallerine gülmekten kırılır geçermiş. Ve Şakir Amca, tüm bu olan bitene rağmen, her zaman gülümseyerek, "Napalım, hayat işte!" dermiş.
Yorumlar
Yorum Gönder